Konuyla ilgilenen bilir. Tecavüz vakalarının dünyada en yoğun yaşandığı coğrafya, Güney Afrika’dır. Sorunlara çözüm bulmaktansa, sorunları pazarlama malzemesi haline getirmeyi tercih eden s istemin sonucu olarak “dişli kadın prezervatifi” denen bir ürün Güney Afrika’da üretildi ve piyasaya sürülmeyi bekliyor. Belki de siz bu yazıyı okurken ilk satışları yapılıyordur. “Dişli kadın prezervatifi” daha sonra birçok ülkeye ihraç edilecek. Ürünün kullanımı ve işlevi şöyle… Gayet pratik bir şekilde cinsel organa yerleştirilen prezervatifin dış kısmında sivri dişler bulunuyor. Bir tecavüz anında, tecavüzcünün penisi kadının vajinasına girdiğinde dişler tarafından sıkıştırılıyor. Erkek geri çekildiğinde prezervatifi yerinden sökse de penisini dişlerden kurtaramıyor. Kurtulmak için cerrahi müdahale gerektiğinden, bir tecavüzcü olarak yakayı ele vermesi de kaçınılmaz oluyor. Görüldüğü gibi birkaç faydalı işlevi var. Özetleyelim. Öncelikle şüpheli randevulara giden kadın, potansiyel t...
Küçük uçurtmalar gibi rüzgârda savrulurken, ne çok şey ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. Tıpkı bir balonun gökyüzünde süzülmesi gibi, öylece akıp gidiyoruz bir yerlere. Bir şekilde hayatlarımıza dalıp, tüm hayallerimizi yok edip, gerçekleri yüzümüze sertçe vuran insanlarla bazı şeyleri değiştirmeye çalışıyoruz. Zaman hızla akıyor ve biz sadece bu akışın içinde birer gölge misali, çoğu kez karanlıklarda yüzüyoruz. Rengârenk balonlar gökyüzünde uçarken, uzaklara dalan bir kadının hayallerinde sadece huzur vardır. Umut dolu yarınlardaki tek beklentisi... Bir kadının sevgi dolu gülümsemesinin altında gizlemeye çalıştığı acıları, onu her yeni gün de biraz daha güçlü yaparken, tek istediği huzur ve özgürlükten ibarettir. Bir fotoğrafta uzaklara umutla bakan birinin içindeki fırtınaları düşündün mü hiç? Kendi yalnızlığının, güvensizliğinin bedelini, masum bir kızdan hınçla alan bir adamın, sevimli görünme çabalarına şahit oldun mu daha önce? Sen onun iyi kalpliliğine hayranken, ...
Kadına şiddet uygulayan erkeğin ruhsal olarak hasta olduğu görüşü, genel olarak kabul gören bir görüştür. Buna katılabiliriz. Ancak bu şekilde kişisel düzeye indirgersek kadına yönelik şiddetin toplumsal bir hastalığın sonucu olduğunu göz ardı ederiz. Toplumun önyargılarının, tabu ve baskıcı kurallarının hastalık yayıyor olması, erkeklerin psikolojik olarak bir hastalığı birbirine bulaştırabilir olmasından daha gerçekçi bir sonuç olacaktır. Önyargı, güce itaat isteği, zayıfın veya sayıca az olanın güçlü ve çok olanın yönetiminde olması gerektiği düşüncesi, fiziksel gücün zekâya tercih edildiği ilkel dönemden kalan eğilimler (daha çok sayılabilir) gibi sayabileceğimiz konu başlıkları şiddetin kaynağını açıklamakta bir ölçüde yeterli olacaktır. Erkeğin, toplum tarafından din ve gelenek gibi unsurlarla egemen güç sayılmasıyla diğer taraftaki kadın (sayıca üstün bile olsa) itaat etmeye zorlanır. Çünkü iş, kadın ve erkek eşitliğine geldiğinde çoğunluk hakimiyeti düşüncesi de ort...
Comments