Konuyla ilgilenen bilir. Tecavüz vakalarının dünyada en yoğun yaşandığı coğrafya, Güney Afrika’dır. Sorunlara çözüm bulmaktansa, sorunları pazarlama malzemesi haline getirmeyi tercih eden s istemin sonucu olarak “dişli kadın prezervatifi” denen bir ürün Güney Afrika’da üretildi ve piyasaya sürülmeyi bekliyor. Belki de siz bu yazıyı okurken ilk satışları yapılıyordur. “Dişli kadın prezervatifi” daha sonra birçok ülkeye ihraç edilecek. Ürünün kullanımı ve işlevi şöyle… Gayet pratik bir şekilde cinsel organa yerleştirilen prezervatifin dış kısmında sivri dişler bulunuyor. Bir tecavüz anında, tecavüzcünün penisi kadının vajinasına girdiğinde dişler tarafından sıkıştırılıyor. Erkek geri çekildiğinde prezervatifi yerinden sökse de penisini dişlerden kurtaramıyor. Kurtulmak için cerrahi müdahale gerektiğinden, bir tecavüzcü olarak yakayı ele vermesi de kaçınılmaz oluyor. Görüldüğü gibi birkaç faydalı işlevi var. Özetleyelim. Öncelikle şüpheli randevulara giden kadın, potansiyel t...
Kadına şiddet uygulayan erkeğin ruhsal olarak hasta olduğu görüşü, genel olarak kabul gören bir görüştür. Buna katılabiliriz. Ancak bu şekilde kişisel düzeye indirgersek kadına yönelik şiddetin toplumsal bir hastalığın sonucu olduğunu göz ardı ederiz. Toplumun önyargılarının, tabu ve baskıcı kurallarının hastalık yayıyor olması, erkeklerin psikolojik olarak bir hastalığı birbirine bulaştırabilir olmasından daha gerçekçi bir sonuç olacaktır. Önyargı, güce itaat isteği, zayıfın veya sayıca az olanın güçlü ve çok olanın yönetiminde olması gerektiği düşüncesi, fiziksel gücün zekâya tercih edildiği ilkel dönemden kalan eğilimler (daha çok sayılabilir) gibi sayabileceğimiz konu başlıkları şiddetin kaynağını açıklamakta bir ölçüde yeterli olacaktır. Erkeğin, toplum tarafından din ve gelenek gibi unsurlarla egemen güç sayılmasıyla diğer taraftaki kadın (sayıca üstün bile olsa) itaat etmeye zorlanır. Çünkü iş, kadın ve erkek eşitliğine geldiğinde çoğunluk hakimiyeti düşüncesi de ort...
"Gerçeğin düşmanı tabular ve inançlardır." Friedrich Nietzsche Bir şeyin ne olduğu ya da ne olabileceğinden çok, ne olamayacağı beni ilgilendiriyor. Avam insanın en büyük takıntısı olarak da bunu görüyorum. Çok büyük değişimler, ancak çok büyük krizlerden sonra gerçekleşebiliyor. Bir tartışmada en çok gerçekleşen hadise de bu olsa gerek. İki veya daha fazla kişinin hakikati öngörme çabası içerisinde yaşadıkları debelenmeler, tözün bayraktarlığından, fanatizmine giden bir sürece yayılıyor. Bu yüzden de olsa gerek, tarih boyunca yaşanan ilerlemeler (veya dönüşüm ve değişimler) ancak ve ancak etki-tepki-olgu diyalektiğiyle ilerliyor. I) İlk olarak postmodernizme geçiş sürecinde bu diyalektiğin kırılması amaçlandı. O yüzden de postmodernizm, modernizme bir tepki olarak doğan bir ana akım olmaktan çok, modernizm sonrası ve ötesi gibi kavramlarla tanımlanmaya çalışılmaktadır. Lyotard bu durumu şöyle tanımlıyor: "Lyotard'a göre post-modern durum, hem maddi ko...
Comments