Posts

Srebrenitsa Benim Yarım

Image
Srebrenitsa, yani Bosna Hersek ya da Boşnaklar anne tarafından akrabalarım. Evet, ben de Boşnağım. On yedi yıl önce, İstanbula, gözyaşları içinde gelişlerini hatırlıyorum. Buradaki akrabalar evlerini, uzun süre açmışlardı. Çoğu genç erkek ve çocuklarıyla göç eden aileler, savaştan kaçmak için gelmişlerdi. Sırpların nasıl bir zulüm yaptığını duyanların çoğu, köylerindeki yaşamlarını bırakıp bir bavulla sığınmışlardı. Bir ömrü, bir bavula sığdırmak ne kadar acı… Aradan on yedi yıl geçmesine rağmen bulunamayan kayıplar… Duruma, ister vahşet ister katliam, ne derseniz deyin; hiçbir sözcük, hiçbir isim veya verilmek istenen anlam yaşananların acısını anlatamaz. İstanbul’ da kaldıkları sürece gözlerinden yaşlar dinmeyen bu insanlara, yaşadıklarını kim, nasıl unutturabilir? Her zaman olduğu gibi en çok yara alan kadınların evlat acılarını; eş, kardeş hatta kadın olduğu için yaşadığı cinsel saldırıların acılarını kim, nasıl unutturabilir? Lahey Mahkemesi mi, Avrupa Parlementosu mu yok...

Negatif Deneycilik ve Başarının Sırrı

Image
"Sadece tecrübe ile test edilmiş bir sistemi ampirik ve bilimsel kabul edeceğim. Bir sistemin doğrulanabilirliği ya da yanlışlanabilirliği kriter olarak alınmalıdır." Karl Popper Bir dizi doğrulayıcı olgu mutlak surette delil oluşturmaz. Gerçeğe negatif örneklerle yaklaşırız, doğrulama yoluyla değil. Gözlemlenmiş olgulara dayanarak yapılan genellemeler yanıltıcıdır. Ama "başarının sırrı" gibi iddialı bir çıkış yapan kitaplar, bunun bir metodu olabileceğini varsayıyor. Her başarılı işin arkasında altın ve gümüş kurallar olduğunu varsayan bu kitapların tamamı düzmecedir aslında. Peki, bu sonuca nasıl ulaşabiliriz? Victor Borchard, 1878'de negatif deneyciliğin önemini vurgulayan ilk isimdir. Daha sonra Karl Popper ise "yanlışlanabilirlik" tekniğiyle bu yöntemi geliştirmiştir. Ona göre; doğrulayıcıları çok olan fakat yanlışlayıcıları belirsiz olan bu kuramlar, bilimsel olmayan kuramlardı. Popper, hangi kuram olursa olsun belli koşullarda de...

Kırık Gözlük: Mükemmel Dost

Image
Bütün geceyi yazma aşkıyla tutuşarak geçirdim. Yazmak istedim, yazamadım! Bu duyguyu bastırıp yok etmek istedim, başaramadım! Yazmak için illa ki bir konuya gerek olmadığını düşündüm sonra. İçimden geldiği gibi... Bir gün batımında, kızıl gökyüzüne doğru savrulan yapraklar gibi... Öylesine yazmak istedim ilk defa. Hiçbir şeye bağlı kalmadan... Sonra durup düşündüm beni ben yapanları. Dostluklarımı... Dost dediklerimizin kimi zamanki maneviyatının derinliğini, kimi zamanki darbesini... Yıllar önce olanları düşünüyorum, sonra dönüp bugüne bakıyorum. Bazen karşılaştırma yapıyorum, bazen de sırtımdaki izleri inceleyip gülüyorum. Neden mi? Çünkü biliyorum ki ister uzun yıllar geçmiş olsun, ister çağ değişmiş olsun; ister kişiler değişsin, ister mekânlar farklı olsun, hiçbir şey fark etmez! Çünkü... Çünkü biliyorum ki insanoğlunun kökeni tek! Kime sorarsan, kiminle konuşursan mükemmel olandır o, iyidir o, kalbi sevgiyle doludur. O, kimi zaman gece gökyüzünde kayan bir yıldızın mu...

Kadına Şiddet ve Şiddetin Kaynağı

Image
Kadına şiddet uygulayan erkeğin ruhsal olarak hasta olduğu görüşü, genel olarak kabul gören bir görüştür. Buna katılabiliriz. Ancak bu şekilde kişisel düzeye indirgersek kadına yönelik şiddetin toplumsal bir hastalığın sonucu olduğunu göz ardı ederiz. Toplumun önyargılarının, tabu ve baskıcı kurallarının hastalık yayıyor olması, erkeklerin psikolojik olarak bir hastalığı birbirine bulaştırabilir olmasından daha gerçekçi bir sonuç olacaktır. Önyargı, güce itaat isteği, zayıfın veya sayıca az olanın güçlü ve çok olanın yönetiminde olması gerektiği düşüncesi, fiziksel gücün zekâya tercih edildiği ilkel dönemden kalan eğilimler (daha çok sayılabilir) gibi sayabileceğimiz konu başlıkları şiddetin kaynağını açıklamakta bir ölçüde yeterli olacaktır. Erkeğin, toplum tarafından din ve gelenek gibi unsurlarla egemen güç sayılmasıyla diğer taraftaki kadın (sayıca üstün bile olsa) itaat etmeye zorlanır. Çünkü iş, kadın ve erkek eşitliğine geldiğinde çoğunluk hakimiyeti düşüncesi de ort...

İstihdam Kavramı ve Tarih Sayfalarında Kadın İş Gücünün Durumu – III

Image
Kadın istihdamının tarihsel sürecine değindiğim yazı dizimde bu hafta Sanayi Devrimi ve Sanayi Devrimi’ nin kadın istihdamını ne şekilde etkilediğinden bahsedeceğim. Sanayi Devrimi, beraberinde kadınların ücret karşılığında işçi statüsünde çalışmaya başlamasını getirir. Devrim, aile reisi erkeğin ekonomik yetersizliğiyle kadının bu emek yoğun dönemde üretime katılmasına sebebiyet verir. Sanayi Devrimi’ nde kadın emeğinin kullanılmasının bir başka sebebi de yeni teknik gelişmelerdir. Erkeğin fiziksel üstünlüğü makinalar karşısında yetersiz kalır, bu da kadın emeğini makinalarla buluşturur. Devrim, kadın emeğini tekrar değerlendirse de, kapitalist sistemin kadının üzerine vefasızca oyunlar oynayarak uzun zaman dilimlerinde düşük ücretlerle çalıştırılmasına engel olamaz. Bu durum, sistemin kâr mantığıyla işlemesiyle açıklanır. Sanayi Devrimi’ nde kapitalist sermaye, insan ihtiyaçlarını karşılamak için üretmek üzerine değil; “artı değer” elde etmek için üretime hizmet eder. B...

Sevda'msı Ömürler

Image
bir sevdadan bir sevdaya, bir masaldan bir masala geçiyordu ömürlerimiz...yollar bitiyor, mevsimler geçiyor, sevdaların bıraktığı yara izleri geçmiyordu nedense... kendimizce yazılar yazıyor çiziyor, düşünüyorduk ama kapanmayan yaralara merhem sadece düşünmekle geçmiyordu ele... bilge kişi cevaplıyordu bu muğlak soruyu... ve " zaman" diyordu kainatta herşey...sadece biraz "zaman"... nice sevdalar, nice acılara karışıp gömülmemiş miydi şu karmakarışık toprağa?...ne evrelerden geçmiştik oysa bu yorgun kalplerle, bir tek sevdalardan geçememiştik işte.. sevda dile geldi o an; benimle varılır dedi gerçeğe, benimle...benimle olgunlaşır gönüller, benimle sakinleşir nice fırtınalardan sonra... sevdalar bir uçurum değildi o zaman..sonsuzluğun habercisiydi belki...yarımlar orada bekliyordu tamamlanmayı ve sevdalar sonsuzluğa gebeydi bir nevi... sevdalı kişi dedi sonra; nice yollar yürüdüm bu acıyla, nice kalplerden kovuldum...nice yolculuklardan geçtim de en son se...

KIRIK GÖZLÜK: Yorgun Savaşçı

Image
Masmavi bir gökyüzüne baktığımızdaki huzuru düşünüyorum. İçimizi heyecanla dolduran, kelimelerle anlatamadığımız duyguları hissettiren gökyüzünü düşünüyorum...  Bozuk bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. Önemli olan doğru zamanı yakalamaktır aslında. Asla başaramadığımız doğru zaman, doğru insanlar... Ben 'Yorgun Savaşçı' ne olursa olsun savaşmak zorunda olan savaşçı, çok şey düşünüyorum son zamanlarda. Hayatın en acımasız iki kırılmasını da yaşamış olan ben, öfkelerimin ve kinimin baskılarıyla hırslarının boyutlarını aşmış olan ben, zamanın su gibi geçtiğini, bir gün herşeyin biteceğini ve dinleneceğimi biliyorum. Küçük martılarla birlikte bir gün gökyüzünde süzüleceğimi biliyorum. Herşeyin uçup gittiğini biliyorum... Öylesine dar zihniyetli insanlarla yıllarca aynı topraklarda yaşadıktan sonra, bazı şeyleri daha net görebildiğimi farkediyorum aslında. Yıllarca savunduğum ve bana bu yanlış düşüncelerimi hiçkimseyle paylaşmamam gerektiğini söyleyenleri dü...

Katliam Kurbanı İnsanlık

Image
Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi Gülender Akça - 25 yaşında Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar, felsefeci Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı Sehergül Ateş - 30 yaşında Behçet Sefa Aysan - 44 yaşında, şair Erdal Ayrancı - 35 yaşında Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar Belkıs Çakır - 18 yaşında Serpil Canik - 19 yaşında Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör Nesimi Çimen - 62 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası Carina Cuanna Thuijs - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci Serkan Doğan - 19 yaşında Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı Murat Gündüz - 22 yaşında Gülsüm Karababa -22 yaşında Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair Emin Buğdaycı -18 yaşında şair. Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist Koray Kaya - 12 yaşında Menekşe Kaya - 15 yaşında Handan Metin - 20 yaşında Sait Metin - 23 yaşında Huriye Özkan - 22 yaşında Yeşim Özkan - 20 yaşında Ahmet Özyurt - 21 yaşında Nurcan Şahin - 18 ya...

Uyanmak İçin

Image
İnsanlar arasındaki eşitliği sağlamaya çalışmak için tarih boyunca ne mücadeleler verildi. Özgür olma hakkını ve eşitliği bizlere sunduklarını söyleyenlerin sözlerine de nicelerimiz kandı. Sistem özgür köleler yarattı. Aslında hepimizi görünmez kafeslerin içine hapsetti. Kafesleri olmayanlarla özgür sandık kendimizi. Görünür kafeslerin içindeki tutsaklara üzüldük. Sistem halimize şükretmeyi emretti. Şükrettik. Oysa hepimiz tutsaktık. Çalışıp para kazanırken kendimizi özgür sanıyorduk. Değildik. Birileri daha çok kazansın diyeydi. Hak ettiğimizin çok altında paraları bize “sus payı” olarak dağıtırlarken şükrettik. Ancak kazanan biz değildik. Her gün bir parçamızı yok etmek içindi. Sevgiyle işleyeceğimiz ve bir arada özgürce yaşayacağımız toprağımız olmasın diyeydi. Bizi kafeslere mahkûm etmek de yetmedi sonra. Bizi renklerimize göre sınıflandırdılar. Dillerimize göre isimlendirdiler. Farklılıklarımızı tehdit saydılar. Çoğumuz anlamadık bu oyunu. “Öyle ya” dedik. Üstün ve...

Sınırları Aşan Geçmiş

Image
"Çok potansiyelimiz vardı ve parlak bir geleceğimiz,ama yeteneğimizi zekâmıza harcadık. Körü körüne teknolojiyi takip etmemiz sadece kendi kıyametimizi çabuklaştırdı. Bizim dünyamız sona eriyor ama hayat devam etmeli". Tim Burton "Felsefe inanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır". Peter Abelard İnsanlık tarihinin en önemli buluşu şüphesiz "yazı"dır. Yazının bulunmasından öncesine dair yaşam biçimine dair bildiklerimiz ya oldukça sınırlıdır ya da bugün kulağa olağanüstü gelen masallardan, ozanların dilden dile dolaşan destanlarından ve arkeololojik çalışmalardan ibarettir. Bu sınırlı veri ve bilgilerle çok uzun bir zaman dilimini resmetmeye çalışıyoruz. 6000 yıllık yazı tarihiyle, insan duyularla algılanan ve aklının filtresinden geçen dünya önce taşlara daha sonra kağıtlara aktarıldı. Kağıdın icadı da bu açıdan önemlidir. Çünkü taşın üzerinde, düşük standartlarla kaydedilmiş yazı ve resimler, zamana yenik düşme tehlike...

İstihdam Kavramı ve Tarih Sayfalarında Kadın İşgücünün Durumu - I

Image
Kadın istihdamının tarihsel süreçteki evrimini irdelemeye başladığım yazı dizimin bu haftaki bölümünde paleolitik dönemin ardından gelen ve kadın istihdamının tarim toplumuna geçişle örselenmeye başladığı neolitik dönemden bahsedeceğim. Paleolitik Dönemden Neolitik Devrim ve resmen Tarım Toplumuna geçiş M.Ö. 10 bin’de gerçekleşir. Kabileler, avcılık ve toplayıcılıktan ibret olan yaşam biçimlerinden resmen tarımsal üretime geçer ve insan faaliyetleri genişleyerek doğaya karşı bağımlılık azalır. Bu dönemde erkek de toprağı işlemeye başlarken; kadın, tohum ve tahıl üretimiyle ve üretilen tahılın değirmende işlenmesi görevini üstlenir. Bu görev yanında kadın, topak kaplar yapar ve iplik üretimiyle beraber dokuma işlerinde kendini geliştirir. Diğer bir ifadeyle, buzul çağının bitmesiyle değişen iklim koşulları aktüel hayatın kadının emeğe katkısı yönünde farklılıklaşmasını sağlar. Bu dönemde ayrıca, sabanın icadı ve tekerleğin kullanılmasıyla tarım faaliyetlerinde hayvanların ku...

Freud'a Ne Yaptık Da Çocuklarımız Böyle oldu?

Image
HAFTA SONU GAZETELERDE ÇOCUKLARLA İLGİLİ BİRÇOK YAZI OKUDUM. AÇIKÇASI HEPSİ CAN SIKICIYDI. BİR HABERDE “ZORBALARIN HÜKMÜNE SON” BAŞLIĞI ATILMIŞ. ALLAHIM YİNE KİM NERDE ZORBALIK YAPMIŞ DEDİM. DEVAMINDA “ACI VEREN ÇOCUK ÇOĞU ZAMAN ACI ÇEKEN YETİŞKİNE DÖNÜŞÜYOR.” YAZISINI OKUDUĞUMDA, BAHSETTİĞİ ZORBANIN OKUL ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR OLDUĞUNU ANLADIM. NE KADAR ÜZÜCÜ. NE YAPTIKTA ÇOCUKLARIMIZ BÖYLE OLDU? …. DİĞER BİR BAŞLIK “SOSYAL FOBİSİZ BİR YAŞAM” …..EĞER ÇOCUĞUNUZ ZAMANINI HEP YALNIZ GEÇİRİYOR, KONUŞURKEN SESİ TİTRİYOR, YÜZÜ AL AL OLUYOR VE HEYECANLANIYORSA DİKKAT, ÇÜNKÜ BUNLAR SOSYAL FOBİNİN BELİRTİLERİ.  İŞTE BURASI EN CAN ALICI NOKTA: EN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ; -          SINIFTA YÜKSEK SESLE OKUMAK, YAPILAN TARTIŞMALARA KATILMAK, SÖZ ALMAK -          YETİŞKİNLERLE SOHBET ETMEK -          BİR SOHBETİ KENDİLİĞİNDEN BAŞLATMAK -   ...

Josip Broz Tito

Image
Nano'm(nine m) için aynı zamanda Yugoslavya halkı için Tito eşsiz bir değer taşıyordu. O'nu aydınlık günlerin sembolü olarak gören ve her fırsatta Tito'ya olan sevgilerini coşkulu biçimde dile getirip, bana da anlatan nano'm(ninem) yirminci yüzyılın karanlıkları ve acıları içinden fışkıran bir kaç ''ışıltılı dahi liderlerden''biridir. Yugoslavya devlet başkanı Josip Broz Tito, Saraybosna civarında yaşayan nano'm (ninem) hayatlarını meyve yetiştirmekle kazanan köylülerden biriymiş. Yugoslavya'nın her şeyi olan, başkan Tito hakkında çok şeyler duymuş olan nano'm Tito'yu ilk defa yakından karşılaşmasını bir türlü unutamıyordu. Tito'nun kendilerine ''isterseniz bahçelerinizi satın Türkiye’ye dönün, isterseniz Burada(Saraybosna’da) kalın''diyerek her türlü güvenceyi kendilerine vermiş... İkinci dünya savaşında parti başkanı ve Yugoslav ulusunun lideri olarak girdi. Kendisinden kat, kat üstün olan Hitler’in yıldırı...

TACİZCİNİN ETTİĞİ

Image
Ortalıkta başıboş dolaşıyorlar. Yetkili ağabeyler uyuyor mu? Kalabalık meydanlarda caddelerde faaliyetteler. İki kişilik veya daha kalabalık gruplar halinde onlara rastlarsınız.Onları daha yakından tanımayı istemezsiniz. Ama ne mümkün? Kadın kadına eğlenmeye gittiğinizde, İstiklal Caddesi’nde veya Bağdat Caddesi’nde yürürken en sevimsiz hallerini görmeniz kuvvetle muhtemeldir. Kimlerden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Tacizciler her yerde! Bu tacizci mahlûkatlar yüzünden, ben de dışarıda epey zorlanıyorum, desem ne düşünürdünüz? Yok, yok; ilk aklınıza gelen şey benim de tacize uğradığımsa eğer, sandığınız gibi değil. Pekiyi nedir kardeşim, dediğinizi duyar gibiyim. Anlatayım. Sırf bu insan artıkları yüzünden aklı başında erkekler de zan altında kalıyor. Şimdi mesela bir otobüs durağında yalnız başına bekleyen bir kadın, göz ucuyla bana endişeyle bakabiliyor. Belki bir gün önce yaşadığı bir taciz vakasının etkisinde… Belki de bir arkadaşının başına gelen olayı hatırlıyor. Yanına ...
Image
İktisadın temel kavramlarından biri olan istihdam, geniş anlamda sonsuz sayılan insan ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla kıt kaynakların kullanımını ifade eder. Bir başka ifadeyle istihdam, tüm üretim faktörlerinin kullanımını, üretime sevk edilmesini tanımlar. (Üstünel, 1975: 150 – 151;  Ülgener, 1976: 73 – 74) Bu geniş anlamın dışında istihdam, üretim faktörlerinden emeğin kullanımını ifade eder. Daha açık bir değişle istihdam, bir şahsın hizmetini alma ve kullanma anlamına gelir. (Acar, 1992: 7 – 8) İstihdam çoğunlukla, piyasa içi ekonomik faaliyetler için kullanılır. Böylece iş piyasasında emeğini arz edenler (iş gücüne katılan), istihdam içinde sayılırlar. (Zaim, 1986, 106) Kadın işgücü istihdamını açıklarken ise, tarihsel süreçteki kadın emeğinin üretimde geçirmiş olduğu aşamların incelenmesi uygundur. Tarihsel sürece bakıldığında, kadının üretime katılımı ilkel toplumların  içerisindeki işbölümüne kadar dayanır. İlk ilkel toplulukların gruplar halinde yaşama...

ÖLÜME YALPALAYANLAR.

Image
Sabah erken kalktı. Tıraşını oldu. Saçlarını özenle arkaya tarayıp adeta yapıştırdı kafa derisine. Bunu yaparken de seyrelmeye başlamış saçlarının altından kafa derisinin görünmemesine gayret gösterdi. Saçları seyrelmeye başladığından beri, bu “kafa derisi takıntısı” onu fazlasıyla zorlamaktaydı. “Hepsi dökülünce ne yapacağım?” diye geçirdi aklından bir an. Sonra düşünmesi gereken daha önemli bir şey olduğunu fark etti. Bugün geçen haftadan bu yana planladığı bir işi gerçekleştirmeliydi. Geçen hafta aldığı bu işi, iki gün içinde ‘teslim’ etmeliydi. Ve ilke olarak da en geç bir gün önce bitirirdi işini. O bir kiralık katildi. Bu iş onun son işi olacaktı. Bunu bir jübile olarak düşünüyordu. Dünyanın en keskin nişancısı, en iyi gizlenen ve asla yakalanmayan kiralık katili olsa da hayatının bundan sonraki kısmını, buralardan çok uzakta bir ülkenin sahil kasabasında, sakin, huzurlu bir şekilde geçirmeyi, dinlenmeyi, düzenli bir hayat kurmayı, âşık olmayı hak ediyordu. Evet,...